Şebnem Ferah'ın Röportajları

Salı, Ekim 31, 2006

AKCK

Röportaj: AKCK

Kaynak: sebnemferahfan.com

Kiminle: Zeynep Tunuslu (Amman)

Tarih: 1999


Aslan kafalı sandaletleri vardı. Kıpkırmızı renkli. Aslanın burnunda da gümüş bir halka. Piercing'li aslan. Artık kısa cümleler kuruyorum. Şebnemin son albümünü konuşacaktık.



Şebnem’in ikinci albümü 99 çıkışlı. Yine ilk albümü "Kadın"daki 96 birlikte çalıştığı grupla çalışmış. Müzik direktörü İskender Paydaş. Prodüksiyonda Tarkan Gözübüyük ve Demir Demirkan var. “Kadın”dan bu yana 3 sene geçti. Şebnem bu senelerin ardından biraz daha anlatımda. Su gibi duru olup hep akmaya , başka sular tanıyıp çoğalmaya, dalgalanmaya ve taşmaya karar vermiş. Ve artık kısa cümleler kuruyor. Albümdeki tüm parçalarda kalbini sonsuza kadar açmakta tereddüt etmiyor çünkü dinleyicilerinin arkadaşı olduğunu düşünüyor. Herhangi bir düzenleme yapmadan gitarıyla evinize gelip birlikte şarkı söylemiş olmayı hissedelim istedim diyor. Albümdeki yazısını da ; Hayatımın en güzel parçası olduğunuz için hepinize teşekkür ederim diyerek noktalıyor. O kadar sıcak bir gün ki ucuz kağıt yelpazenin rüzgarı bile yüze değmeden kayboluyor. Aslan kafalı sandaletler terasta yürüyor.


--Neden? Nasıl? Niye?


Onun hep saçlarının lila rengi olduğunu düşünmüştüm. Geldiğinde saçları lila rengi değildi. Neden değil? Bir çekim için kısa bir süre kullanmış lilayı. Kıpkırmızı renkli saçları beyaz yüzünü çevreliyor. Yeşil gözlerinin samimiyetine aykırı bir kontür yapıyordu. Sahiciydi, güzeldi bunaltıcı sıcağa rağmen. Pembe diş etleri gözüküyordu güldüğünde.




Arka fonda onun son albümünü dinliyorduk CD- player'da. Bu ses senden mi çıkıyor diye sordu "be nice". Kız güldü, pembe diş etlerine kadar "Yol müziği kızıydı. "Uzun yol yaparken Dire Straits ya da Şebnem Ferah tercihim dedi "be nice".


Kız 27 yaşında, kıpkırmızı arsız alevli saçlı bir kızdı. Üstünde mavi, sentetik, blue jean baskılı elbiseli kız. O gitar çalan. O duygularını usulca değil, bağıra bağıra söyleyebilen küçük kız. O Şebnem Ferah'tı. Karşımızda ferah ferah gülüyordu. Şebnem adını ona teyzesi koymuştu.




"Muko" ismini kimin koyduğunu duyunca "Aferin Teyzene, söyle kutluyorum onu" dedi. Kocaman kadın ucuz kağıt yelpazesinin ardın-da hem ağlıyor hem de aslan sandaletti kıza sorular soruyordu, "be nice" dartta 12'den vururdu her zaman. Böyle sıcak bir gündü işte. Duyular açılmış, açılmış her şey gizsiz ortadaydı. Belki de söze gerek yoktu.




--Neden böyle bir ifade kullanmak istedin? Son albümünün adı "artık kısa cümleler kuruyorum" oldu?


Aslında, öyle bir parça var albümde, o her şeyi anlatıyor bu cümleyle ilgili. Özet yapmak gerekirse ki; asla o parçada ki i anlatamam diye düşünüyorum- ne kadar konuşursan konuş, karşındaki insanın anladığı kadar kendini ifade ediyorsun. un zamandır bunun farkındayım. Kendimi ifade etmek içinde konuşmak çok aşağılayıcı gibi geliyor bana. Ben birilerini ayabiliyorum, binleri de beni anlayabilir diye düşünüyorum. Bilgisayarın başına geçtiğin zaman nasıl "Yes" ya da "No" e, ben de bilmem ki? olabilir mi? gibi şaibeli durumlarla karşılaşmak yerine, hayatın netlik içeren durumlarını daha ; seviyorum. Müziğimle kendimi ifade ettiğimi düşünüyorum. Mutlaka birileri bir şeyler hissediyor ve anlıyor. Zaten müzik yapmak en sevdiğim şey. Herkesin bir hayal dünyası var ve onun içine giriyorsun, onlar seni bir yerlere koyuyorlar. Böyle bir paylaşım , Onu hiç yönlendirmek istemiyorum zaten. Dolayısıyla da onun doğallığını bozacak başka şeyler anlatmak gayretinden ; sıkıldım. Gerek olmadığını düşünüyorum. Ben böyle burada duruyorum. Paylaşmak isteyenler benimle paylaşabilirler, zorlamıyorum.




--Hiç karanlık odan yok mu? Böyle apaçık ortada olmaktan korkmuyor musun?


Zaten çok mutlu bir dünyada yaşayıp üretim yapamayanlardanım. Çok yoğun acılardan sonra çıktı bu albümde...




--Hangi aşamaya geldin, 10 senelik müzik hayatında?


Çok garip bir şey. Benim geçen yaptığım ve bu albümümde, dönemlerine göre, en hızlı, en çok, en uzun vadede satan albümler oldu. Dolayısıyla bir takım insanlarla buluşuyorum. Satışları bir yere kadar ilgilendiriyor beni ama bu albümü iki kişi de alsa iki milyon kişi de alsa değişmiyor çünkü onu zaten göze alıyorsun. Benim için en önemli şey, kendimin dinlerken tatmin olması. İçindeki dürüstlük önemli, Yoksa çok kolay, bütün dünyada böyle proje albümler üretiliyor daha çok insana hitap edebilecek. Ama ben kendimi bunun dışında tutmak istiyorum.Çünkü ben 50 yaşıma geldiğimde de o halimle çıkıp şarkı söylemek istiyorum.




--50 yaşına geldiğinde de o kadar güzel çalacak mısın söyle diyor "be nice" ?


Yaş mutlaka insana bir şeyler getiriyor da, götürüyor da. Ben getirdiklerimi içimde yaşatmaktan yana olan biriyim. Benden ne gidiyor, onun hesabını yapmıyorum. Ne geliyor, onun hesabındayım. Ve ben insanlara ne veriyorum onun hesabındayım. Kaç yaşına gelirsem geleyim, benim kurduğum ilişki samimi olsun.




--Kendini beğeniyor musun, yaptığın işlerin hepsini?


Kendimden memnunum. Yaptığım işlerden de. Zaten yaparken de beraber çalıştığım müzisyen insanlar var. Onlar da devreye giriyor. Aradan bir zaman geçtikten sonra dinlerken, keşke şurasını şöyle söyleseydim, tabii ki diyorsun. Zaten ben bu işin bu tarafını seviyorum. Onu öyle dediğin için bir tane daha albüm yapıyorsun. Onu öyle demeye çalışıyorsun.






--"Erkek gibi" duygusu olan bir sesin var. Gitarında öyle hiç "kadın gibi değil. Erkek olmayı hiç düşündün mü?


Hayır. Kadın olmaktan çok memnunum. Ailemin üçüncü kız çocuğuyum. Ailem de beni "öyle" yetiştirdi. Dolayısıyla hep sevdiğim şarkıcılar erkek şarkıcılardır. Ama neticede bir kadınım. Onu kişiliğimin içinde bir yere oturtuyorum ve kendimi daha güçlü hissediyorum. "Erkek gibi" bir duygu müziğime yansıdığı için değil. Belki de son çocuğum ben, erkek olmamı arzu etmişlerdir. Büyürken de çok özgür bırakıldım. 12 yaşımdan beri kendi kararlarımı kendim veriyorum. 17 yaşından beride profesyonel olarak müzikle uğraşıyorum. Türkiye'nin ilk kadın rock grubu Volvox'la kendi bestelerimizle 8 sene müzik yaptık. Benim için müzik hapşırmak kadar doğal bir şey, refleks gibi bir şey. Yaptığım müziği de daha farklı buluyorum. Dünyayı takip edip onun tam karşılığını bulamayan bir gençlik var müziğimi dinleyen.. Biz arkadaş gibiyiz albümümü dinleyen insanlarla. Ben hiç bir zaman inanmadım, şarkıcı ve hayranına. Bu çok şişirme gibi geliyor bana. Benim kurduğum ilişki daha gerçekçi geliyor.




--Samimiyet senin için çok önemli galiba?


Hakikaten çok samimi olmak.Bu,bazı albümlerin proje gibi yapılıyor olmasını aşağılıyor demek değil. Ama kendi müziğini yazan kendi sözlerini yazan insanların çok samimi olması gerektiğini düşünüyorum.İçimden çıkan şeyi hiç bozmamaya çalışıyorum.Yeni birisiyle tanıştığımda nasıl bir ilişki gelişiyorsa aramda;ben müzik yaparken de kurduğum ilişkiyi ona benzetiyorum. Yepyeni biriyle aramda bir ilişki doğuyor ve ben nasıl her yeni ilişkimde doğalsam nasıl içimden geldiği gibi davranıyorsam o müzikle de ilişkim öyle doğal seyretmeli.Böyle albümler var ama çok az. Bu Türkiye’de ki müzik piyasasına çok aykırı.Ama ben umutlu olmak istiyorum artık proje gibi üretilen albümler bundan beş sene öncesine nazaran çok dinleyici bulmuyor.Birde şunu hiç aklımdan çıkarmıyorum. İnsanlar artık bir şeyler yükleyecekleri birisini aramıyor, arkadaş arıyorlar. Hayatı paylaşacak birilerini arıyorlar. Ben müzik yaparken böyle hissediyorum.




--Bu kadar samimiyette hırsa yer yok gibi ?



İstediğimi yapmak için hiçbir şeyi umursamam diyemem. Benim için etrafımdaki insanların mutluluğu da önemlidir. Ancak o şekilde huzurlu olabilirim.




--Paylaşmak..?




Paylaşmak çok önemli, niceliği değil niteliği.



'Ben müziği o kadar içimden gelerek yapıyorum ki. Tek istediğim şey de içinden geldiği gibi müzik yapan insanlarla buluşmak olabilir' dedi küçük kız. Kısa zamana çok şey sığdıran küçük kız. Hayat bir şekilde onunda büyümesini hızlandırdı umarım 100 yaşında da hala aynı samimiyetle söyleyeceği sözlerini dinleyecekler bulacak.


Muko öbürsü gün tatile çıkıyordu. Gümüş bir çift Snickers'la. "be nice"da ertesi gün yola çıktı. Diskte "Dire Straits" ya da "Şebnem Ferah" çalıyordu. Ucuz yelpazeli kadında kaldığı yerden devam etti.


Aslan sandaletli kız da bir başka duygu açılımıyla, en istediği samimiyetin arkasından stüdyoya kayda gitti. Gökten 3 elma düştü. Biri bu şarkıları yapana, biri dinleyene, biri de samimi sözleri okuyanlara.


NOT: Bu röportajı bize ulaştıran üyemiz sebo_aycan'a sonsuz teşekkürlerimizle... (TST - 14.11.2004)

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home